|
anadolu anadolwrote:
Kalem kırık yazmıyor.
Kalem kırılınca yazmıyor gülüm Yürek sevilince susmaz oluyor Dertler sarılınca çözmüyor gülüm Hayat yaşayınca ibret oluyor Bedenin gölgesi gurbet sayılır Nar-ı gönlümde ki ırmak durulur Buram buram esti aşkın seheri Har-ı divanesi hasret oluyor Sevip sevilince mutluluk yazar Noktanın fazlası imlayı bozar Aşkın temeline sıkınca turpu Yaşarsa ihanet nefret oluyor Toplayıp yüreği gittiği anda Karışır harmanda sap da saman da Yunakta yunsa da aşk sabunuyla Giderse sevilen sabret oluyor. Büyük aşklar atar tarihe imza Yüz güler yanakta gonca’dan gamze Mah peri çiziyor sevgi yolunu Kavuşursa seven vuslat oluyor. .................................. saygılarımla iyi geceler ....
Oct. 30
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Adam Gibi
"İnsanlığa,gelince su gibi". Bonkörlüğe,gelince deniz gibi. Alçak gönüllüğe,gelince dağ gibi. Merhametliğe,gelince yol gibi. "Şefkatlıkta,orman gibi." Sevgi ve saygı da,göl gibi. Dürüstlükte,sel gibi. Haysiyette ve gururda, rüzgar gibi. "Delikanlılıkta,şimşek gibi". Yüreklilikte,bulut gibi. Mertlikte,toprak gibi. Yiğitlikte,çamur gibi. "Yani,lafın kısası". Adam gibi,adam ol. Ekmeğine,sadık ol. Yalan ve dolan konuşma. "Sevsinler,seni bu ahlakla". Görmesinler,insafsızlıkla. İnsancasına,gör şu dünyayı. Adam gibi,adam ol itibar kazan. "O,zaman gelir sevgi ve saygı". Unutulur,adam olmadığın. Adam gibi,adam ol. Şahsiyetin ve onurun kazansın. "Eğer,bilirsen doğru yolu". Düşmesin,koru. Elbet,Allah'ta seni görür. Adam gibi,adam gibi hak yolu İYİ AKŞAMLAR SEVGİLER
Oct. 7
|
|
|
anadolu anadolwrote:
KALBİM
bir kalp var solumda göz gibi derin kabardıkça artar kin ve kaderim bir kalp var neşemde vurdukça vuru her ne duysam teşhit eder burkulur kalbim sen çatlarsın sarsınti ile belki de eririrsin al ateşınle vasfına göre her şeyi sarmişsın cıhanı alacak kadar varmişsın baki değissin gün gelır sönersin coşan al kanımla durmadan atıl halkından yana ol arzumla durmadan atıl bir bak geçen günler sanki birer kuş ah kalbim kalbim ne bu sende yokuş aşkı nefretı her şeyi sarmişsin cihani alacak kadar varmişsın anadolu anadol sevgilerımle
Oct. 4
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan kadınları güzelleştiren herhalde onlardı "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi tükürsek cinayet sayılıyor artık ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara tek yaprak bile kımıldamıyor nedense ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor kanımın pıhtılarında güllerin serinliği ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum okuduğum bütün kitaplar paramparça çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük İçimde zaptedilmez bir kırma isteği dizginlerini koparan bir at sanki bu soluksoluğa kalıyorum her sonbahar ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum bütün gençliğim böylece geçip gitti işte ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün AHMET TELLİ
Oct. 2
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Her Nasılsa Yalnızsın
Her nasılsa yalnızsın Bir giz gibi deliyor yüreğini can sıkıntılarının burgusu ve hep bir şeyler eksik gibi bir şeyler bekler gibisin Yeni bozgunlar yeni yenilgiler peşindesin Bir bozkır kuraklığına dönüşmüş için Oysa yalnız bir öpüştür gurbeti türkülere dönüştüren Çoktandır su vermedin çiçeklere ve yüreğinin çeliğine Zaman terkisine almış da öpücükleri koşuyor sessizliğin ve yalnızlığın iyotlu kıyılarına Bir yol ayrımı ki yanlışla doğru hüzünlerle sevinçler kolkola Sen ki ey kalbim yanlışları ve hüzünleri taşıdın bunca zaman Taşıyamaz yüreğinin batık sandalı bu yalnızlığı, bu can sıkıntılarını Yaşam gelincikler gibi beklerken seni gecenin kapısını çalma ey kalbim
Sept. 23
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Bir yangın yeri idi özlemim hasretliğim
Tutuşan dizelerde yine aşk ile doluyum; Her mısra ile yine yeni bir durak yeriyim... Çiğdem adını umut içinde kalarak yazdım; Umutlu ve mutluyum aşkımızın baharında.. Şimdi aşk zamanıdır ve aşk ömrün baharıdır.. Şarkılanan mısralarda aşkı aramaktayım; Nakaratlarla ismini tekrar tekrar andıkça İçimde bir umut kabarır; sevgi yine galip Aşk ile durak durak sevgiyi anarım içimde Tekrarlanan duraklarda yangın yeridir özlemin Bir yangın yeri idi özlemim, hasretliğim Tutuşan dizelerde yine aşk ile doluyum; Her mısra ile yine yeni bir durak yeriyim... Hasretinle tutuşur bu sevda yüklü yürek Özleminle yine kalem döner yazarım adını Dağlara, taşlara, ırmaklara ve de kalbime BAYRAMINIZI KUTLAR SAĞLIK MUTLULUK HUZUR VE EN ÖNEMLISİ DÜNYA YA BARİŞ GETIRMESINI DİLERİM SAYGİLARIMLA ANADOLU ANADOL
Sept. 19
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Kimseler yapamaz senin resmini
Kıyıdan açılanın tanyerinden esenin Aramasınlar seni renklerin atlıkarıncasında Dayanmış tahta parmaklığa bir bağ taraçasında iklimler Bizden en uzak gezegenin kederi Aramasınlar seni uyaklarında ışıkla gölgenin Sen oyunun dışındasın oylumların da yüzeylerinde Bir yerlerde bir sevinç günün birinde fışkırır Kimseler yapamaz senin resmini Kıyıdan açılanın tan yerinden esenin Sen kendi resmini kendin de yapamazsın Gümüş kanatlı bir balık sıçrıyor enginde Aynaların içine girip ötelere gitme boşu boşuna geceleri Yitirilmiş erkekler gelir kadınlar koğuşuna geceleri Sen kendi resmini kendin de yapamazsın Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde Senin resmini ben yapacağım... nazım hikmet ran
Sept. 18
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Bak! Gökte yay gibi uçan şu turnalara
Uçarlarken bir yaşamdan bir başkasına Bulutlar da birlikte gidiyor onlarla. Bulut ve turnalar İkisi de aynı yükseklik ve aynı telaş içinde Yerlerinde duramadan Yan yana, kısacık uçtukları o güzel göğü İkiye bölüyorlar. her biri öbürünün salınışından başka bir şey görmeden Aynı rüzgarı duyuyor. Şimdi yan yana yatan bu çifti Rüzgar boşlukta öylece sürükleyebilir. Bu uyum bozulmadıkça Uzun süre kimse onları ayıramaz Yağmurlardan ve kurşunların vızıldadığı Her yerden uzaklaşabilirler Güneşin ve ayın altında küçücük hareketlerle Birbirlerine sevdalı, uçarlar sonsuza. Hey sizler, nereye? -Hiçbir yere. -Nereden? -Her yerden. Soruyorsunuz, ne zamandır birliktesiniz? Çok olmadı. -Ne zaman ayrılacaksınız? -Hemen. İşte böyle bir anlık birlikteliktir, sevenler için seda.
Sept. 18
|
|
|
melihwrote:
selam tatlım
Sept. 18
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Ben hep sustum...
Hep gömdüm acımı kalbime Hep içimde geçirdim yıkıp deviren kasırgalarımı Sonra sel olup aktım dünyadan Kayboldum yalnızlığımda Acımı hep gömdüm ben acımasız geçmişime Hep yandım ayrılığın ateşi ile Şimdi gelsen bu küle dönmüş ruhuma Özür dileyen kederli gözlerinle dahi baksan külüme Yandım bittim ben neye yarar ki Acım kavurdu ya beni Bir damla sel olsan ne geçer ki elime "sen" mi? Deme sakın! Allah aşkına "sen" hiç benim olmadın ki... Meryem Bakırcı ............................ iyi akşamler sevgiler
Sept. 16
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi. NAZIM HİKMET ....................... iyi akşamlar arkadaşım sevgiler
Sept. 14
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur; nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş leğenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam. Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam... Hoş geldin kadınım benim hoş geldin. nazım hikmet ran
Sept. 12
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Ben giderim adım kalır,
Dostlar beni hatırlasın. Düğün olur, bayram gelir, Dostlar beni hatırlasın. Can bedenden ayrılacak, Tütmez baca, yanmaz ocak, Selam olsun kucak kucak, Dostlar beni hatırlasın. Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Gün ikindi akşam olur, Gör ki başa neler gelir, Veysel gider, adı kalır Dostlar beni hatırlasın aşık veysel
Sept. 11
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler ..................................... iyi geceler sevgilerımle
Sept. 10
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken... Ne güzel şey hatırlamak seni: bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının... İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti... Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti: kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık... Ne güzel şey hatırlamak seni, yazamak sana dair, hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek: filanca gün, falanca yerde söylediğin söz, kendisi değil edasındaki dünya... Ne güzel şey hatırlamak seni. Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine: bir çekmece bir yüzük, ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. Ve hemen fırlayarak yerimden penceremde demirlere yapışarak hürriyetin sütbeyaz maviliğine sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım... Ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinde, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken nazım hikmet ran
Sept. 10
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Halâ Koynumda Resmin
Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi, rüzgâr gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki çiğdemler güller mor menevşeler açardı Sımsıcak konuşurdun konuşunca Halâ koynumda resmin Dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler Sesini duymasam çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar kururdu bulutlar çökerdi yüreğime Halâ koynumda resmin Gün akşam olur elinde kitaplar ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin bir kez bile unutmadın 'merhaba' demeyi ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin bir dostun vurulduğu gün Halâ koynumda resmin Kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç Halâ koynumda resmin Ve halâ sımsıcak durur anılar sımsıcak ve biraz boynu bükük Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır ve firari bir sevda gibi Şimdi duvarlarda resmin. ahmet telli
Sept. 9
|
|
|
anadolu anadolwrote:
DESEM Kİ
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. Cahit Sıtkı TARANCI
Sept. 9
|
|
|
anadolu anadolwrote:
Acılara Tutunmak
Kavuşmak özgürlükse Özgürdük ikimiz de Elleri çığlık çığlık Yanyana iki dünya İki hırçın su gibi Akıp gelmiştik Buluşmuştuk bir kavşakta Unutmuştuk ayrılığı Yok saymıştık özlemeyi Şarkımıza dalmıştık Mutluluk mavi çocuk Oynardı bahçemizde Acı çekmek özgürlükse Özgürüz ikimiz de O yuvasız çalıkuşu Bense kafeste kanarya O dolaşmış daldan dala Savurmuş yüreğini Ben bölmüşüm yüreğimi Başkaldıran dizelere Aramakmış oysa sevmek Özlemekmiş oysa sevmek Bulup bulup yitirmekmiş Düşsel bir oyuncağı Yalanmış hepsi yalan Yalanmış hepsi yalan Sevmek diye birşey vardı Sevmek diye birşey yokmuş Acı çektim günlerce Acı çektim susarak Şu kısacık konutlukta Deprem kargaşasında Yaşadım birkaç bin yıl Acılara tutunarak Acı çekmek özgürlükse Özgürüz ikimiz de Acılardan arta kalan İşte bu bakışlarmış Kuğu diye gözlerimde Gün batımı bulutlarmış Yalanmış hepsi yalan Yalanmış hepsi yalan Savrulup gitmek varmış Ayrı yörüngelerde ahmet kaya
Sept. 8
|
|
|
anadolu anadolwrote:
On beşine bastı mı
dudaklarında bir türkü elinde bayrak kavga sokaktaki oyuna benzer artık çocukluğu benzemez çocukluğa Deniz okşayabilir mi sarışın bir dağın rüzgarlı saçlarını uzanarak yelesine hayatın tutuklayabilir mi zindanlar onun vuruşkan sevdasını Açar da acının rüzgarına hüznün solgun yelkenini ne zindan karanlığı ne zulüm ne işkence indiremez dudaklarındaki gülümsemenin bayrağını AHMET TELLİ
Sept. 8
|
|
|
anadolu anadolwrote:
AKŞAMI GECİKTİREBİLİRSİN BELKİ
Gün batarken sula fesleğenleri balkonun kokusu sokağa taşsın sokaklar kayıp çocuklar gibi hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın Sular bulutlanır sen susarsın ve kent çıngıraklı bir yılan kadar zehirlidir artık sevgilin mahpusken üstelik kirli bir lekeye döner umutlar Acılar katlanır mendil yerine sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere beklediğin mektuplar da gelmez Bomboş sayfalara dönerken aklın tecrit'teki kitabı fareler kemiriyor ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular Akşamı geciktirebilirsin belki suladığın fesleğenlerle, kimbilir ama vaktin ayırdındadır şimdi kuşlar, çocuklar ve mahpuslar Usulca inse de koldemirleri ahmet telli
Sept. 8
|